Mehmet Ali Şahin, Gündeme Damgasını Vurdu

Mehmet Ali Şahin, Gündeme Damgasını Vurdu

ABONE OL
28 Mart 2022 13:37
Mehmet Ali Şahin, Gündeme Damgasını Vurdu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Karabük Vali Nafiz Kayalı Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirilen AK Parti Karabük İl Başkanlığı Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda  bir konuşma yapan Eski TBMM Başkanı ve  Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Üyesi Mehmet Ali Şahin’in toplantıda  yaptığı açıklamalar gündeme damgasını vurdu.

Bundan Sonra da  Türkiye’de Yapılan Her Şey Dünya Da Bir Numara Olacaktır.”


 Türkiye’nin mega projeleri arasında yer alan dünyanın en uzun orta açıklıklı köprüsü olan 1915 Çanakkale Köprüsü’nün açılışını, 18 Mart 2022’de 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 107. yıl dönümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte  yapan Eski TBMM Başkanı ve halihazırda Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi olan Mehmet Ali Şahin yaptığı açıklama da, “Geçtiğimiz  18 Mart Cuma Günü Çanakkale Deniz Zaferinin 107. Yıldönümü nedeniyle Sayın Cumhurbaşkanı ve kabine üyeleriyle birlikte anlamlı bir günü hep beraber yaşadık. Milletlerin tarihinde var olma yok olma dönemleri vardır. Çanakkale deniz zaferi ve kara zaferi bizim tarihimiz için de böyle bir öneme sahiptir. Çanakkale de başarılı olamasaydı ecdadımız, belki bu topraklar farklı bir haritaya muhatap olacaktı. O nedenle ecdadımıza binlerce kez şükranlarımızı sunuyoruz, rahmetle anıyoruz.  İstanbul’dan Çanakkale’ye gelen boğaz üzerinde büyük bir köprüyü  açtık. Bu önemli bir hizmettir. Bu hizmetler Ak Partiye hamdolsun nasip oldu. Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın işin başında olduğu dönemde gerçekleşti. Bundan da ayrıca iftihar ediyoruz.” dedi.

  “Çanakkale’deki Açılışa Güney Kore Başbakanı Katıldı. Muhalefet Partileri Genel Başkanları Davetli Oldukları Halde Ankara’dan Gelip Katılmadılar.”  

 Cumhurbaşkanlığı YİK Üyesi Şahin; bizde hala Amerika yapar, Avrupa yapar, biz yapamayız  diye bir kompleksin olduğunu söyleyerek,  “ Biz onlar kadar başarılı olamayız kompleksi var. Bu eserler bizim öz güvenimizi arttırmalıdır. Dünya çapında ve onlardan da başarılı hizmetler ortaya koyuyoruz. İşte Çanakkale köprüsü dünyanın en uzun en büyük köprüsüdür. Bundan sonra da  Türkiye’de yapılan her şey dünya da bir numara olacaktır, Türkiye’ye de bu yakışır.

 Çanakkale’deki açılışa Güney Kore Başbakanı da katıldı. Gözümüz bu ülke de diğer siyasi partilerin Genel Başkanlarını aradı. Bu ülke hepimizin değil mi ? Hepsi yazılı ve sözlü davet edilmiş, hiçbiri yoktu. Gelemeyen bari telefon eder, tebrik eder o da yok.  Ta Asyadan Güney Kore Başbakanı  geliyor  ama siz Ankara’dan gelip katılamıyorsunuz. Niye ? Bu köprüyü yapan 5’li çetedir diyor,  kim Kılıçdaroğlu. Çete diyor. 2 tanesi Kore firması 2 tanesi Türk  insanı. Biri TFF Başkanı da olan işadamı diğeri de geçmişte birlikte parlamentoda görev yaptığımız eski CHP İstanbul milletvekili Ersin Arıoğlu yüksek mimar. İhaleye 24 firma ihale için dosya aldı, kimseye kısıtlama getirilmedi. Çinli- Japon- İtalyan firmalar da vardı. Bu 4’lü konsorsiyum en uygun teklifi verdi.  Yani bu köprü bittiğinde köprüyü işletme süresi açısından  en kısa süreyi verdi.16 yıl yapım süresi dahil. 10.5 yıl yararlanacaklar sonra devlete verecekler.” diye konuştu.

“Biz Buraları Yapan Firmalara Hazineden Herhangi Bir Para Ödemiyoruz. Hazineden Para Çıkmıyor…”

 Son günlerde sıklıkla gündeme gelen ve muhalefet tarafından eleştirilen, yap-işlet-devret modeliyle yapılan tesisler için verilen  hazine garantili araç geçiş sayılarıyla ilgili önemli bilgiler veren Şahin; “Neden siz bunu yap işlet devret yoluyla veriyorsunuz, kaç tane garanti araç sayısı verdiniz, tartışma bu! 45 bin araç garantisi verildi. Bundan az geçerse aradaki farkı hazine ödeyecek. Diğer yerlerde de böyle. Örneğin  Orhan Gazi Köprüsü garanti 40 bindi başlangıçta 40 binin altındaydı geçtiğimiz yılın rakamlarını aldım 42 bin- 43 bin araç geçiyor, hazineden para gitmiyor. Hersek- Orhan Gazi arası  garanti edilen araç sayısı orada da 40 bin ama geçen araç sayısı 51 bin küsur. Bursa Kuzey gişeleri 35 bin garanti, 55 bin araç geçmiş. Bursa Batı- Balıkesir Batı da 17 bin garanti, 33 bin araç geçmiş. Tek bir yerde Balıkesir Batı –  İzmir arası 23 bin garanti yaklaşık 21 bin geçmiş. Ama tamamını topladığınızda bu güzergahta  artıya geçmiş geçen araç sayısı. Bunun için biz buraları yapan firmalara hazineden herhangi bir para ödemiyoruz. Hazineden para çıkmıyor aradaki farkta hazineye geliyor.  Çanakkale de  böyle olacak, kendini amorti edecek. Kendi bütçenizle yapamaz mıydınız yapamazdık, yıllara sari olurdu.   2022 yılı Ulaştırma Bakanlığı Karayolları genel müdürlüğü yatırım bütçesi 17,7 milyar TL’dir. Bu  bütçenin yarısı personel gideridir. 17,7 milyar ödenek yetmiyor. Tüm dünyanın keşfettiği kamu-özel  işbirliği,  yap-işlet devret modeli.

Türkiye bunu 1990’dan beri uyguluyor. Şu ana kadar 177 proje böyle gerçeklemiş. Bunların önemli bölümü de bizim dönemimizde gerçekleşmiş. Diyor ki Ulaştırma Bakanı Sayın Adil Karaismailoğlu,  “2024 yılına geldiğimizde 2 Sene sonra yani, bizim bu yap-işlet –devret tesislerinden elde edilen gelirle  müteahhite verilecek   para birbirine eşit olacak. Hazineden herhangi bir para çıkmayacak.” 2 sene sonra, hesabı yapılmış. 2030 yılından itibaren biz buralardan gelir elde edeceğiz, 2040’a geldiğimizde artık Ulaştırma Bakanlığı  genel bütçeden herhangi bir ödenek  talep etmeyecek. Buralardan elde edilen gelirle bakanlığın bütçesini kendimiz temin etmiş olacağız. Yapılamayan diğer yolları kendi imkanlarımızla çok daha rahat yapacağız. Yap –işlet – devret muhalefet karşı çıkıyor, Müteahhite peşkeş çekiyorsunuz,diyorlar.” diye konuştu.

“ Nasıl Senin Televizyonun  Marmaray’dan, Avrasya’dan Boğazdaki Diğer Köprülerden Ve Çanakkale Köprüsünden Daha Değerli Olabilir ?”

İnternet  TV’de iktidara yönelik  bazı iddiaları içeren videoların kendisine de gönderildiğini , bunun için  cevap vermesi gerektiğini ifade eden  Cumhurbaşkanlığı YİK Üyesi Şahin şu ifadelerde bulundu. “İnternet tvsinde “Gençlerimizi borçlandırıyorsunuz ve onları ipotek altına sokuyorsunuz” diye söylüyor.  Geçen gün bana whatsapp’tan, açtığı internet  televizyonundan konuşmasını attı. Hayırlı olsun , başarılar dilerim, sevdiğimiz bir arkadaşımızdır aslında. Bana bunu gönderdiğine göre benim buna bir cevap vermem lazım. Bak ne diyor, kendisi konuşuyor. “Recep Tayyip Erdoğan’ın samimiyetine inanıyorum destek verdim, veriyorum ancak etrafını kuşattılar, yanıltıyorlar bir şekilde ikna ediyorlar.” diyerek bu yap-işlet- devret modeline getiriyor. Etrafındakiler yapıyor, diyor. Etrafındaki isimlerden biri benim. Parti kurulduğundan beri etrafındayım. Bakanlığını yaptım, Başbakan Yardımcılığını yaptım, Genel Başkan Yardımcılığını yaptım, Meclis Başkanlığını yaptım, Şimdide Yüksek İstişare Kurulu üyesiyim. Yanındaki isimlerden biri benim. Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye’nin önemli projeleriyle ilgili önerilerini kendisi söyler. Örneğin KÖYDES PROJESİ. Kimsenin aklında yoktu. Sayın Erdoğan bunu getirdi. Önemli konuları Sayın Erdoğan kendisi gündeme getirir.  Yap işlet devret sayın Erdoğan’ın bizzat kendisi ortaya koymuştur,  kimse yanıltmadı, kimse kandırmadı. Ve de doğru bir işlemdir yapılanlar.

“Beni borçlandırıyorlar çoluk çocuğumuzu borçlandırıyorlar, geleceğini ipotek altına alıyorlar.” diyor. Demin anlattım Bu gençlerin geleceğini kurtarma, geleceğini aydınlatma projeleri bunlar.2024’ten sonra buralara para verilmeyecek.

Ayrıca başka bir şey daha söylüyor. Bunları bana gönderdiğine göre cevap hakkım doğmuştur. “Ben de yatırım yaptım, 300 bin- 500 bin para harcadım, benim televizyonum köprüden daha gereklidir. Yapılan Çanakkale köprüsünden daha önemlidir. Ben de cumhurbaşkanımızın iş adamlarımızdan biri olmak istiyorum bana da para versin ayda  30 bin lira, 10 yıl sonra bu televizyonu devlete bağışlayayım” diyor. Mantığa bakın. Bu köprüler, bu yollar, milletin- devletin, televizyon senin, nasıl senin televizyonun bu yapılanlardan  Marmaray’dan, Avrasya’dan boğazdaki diğer köprülerden ve Çanakkale köprüsünden daha değerli olabilir. Bu nasıl iddiadır, ben senin akıllı bir adam sanırdım. Herhalde Halk TV’nin Karabük şubesi olmaya özendin. bu senin kararındır, saygı duyarız.

Tabi ben yayın politikasına karışamam. Kendi tv açmış internetten yayın yapıyor. Anladığım kadarıyla muhalefetin sesi ve borazanı olmayı yeğlemiş, kendisine başarılar dileriz. Ama orada söylenen her şeye de anında cevap veririz. Şimdi verdiğim gibi, gelecekte de veririz. Çünkü bu iddiaların aslı ve esası yok , yanlış ve gerçeği yansıtmayan iddialar. Bir şey daha söylüyor diyor ki “ Bizim hayallerimizi yok ettiniz. 2 yıl önce ev alınıyordu .Şimdi hayal edebiliyor musunuz? Bizim hayallerimizi öldürdünüz.”  Korona dolayısıyla , doğalgaz, petrol fiyatları arttı sadece bizde değil dünya da da enflasyon birkaç misli  arttı, biz de de arttı…  Kimsenin hayallerini falan öldürmüş değiliz…

Karabük’te Kardemir  işçisinin maaşı 2 sene önce 6 bin 500 tl idi, şimdi 11 bin lira. Öğretmen maaşı 2 sene 4 bin 300 dü, şimdi 7 bin lira. Hemşire 3 bin 300 şimdi 6 bin 733 lira. Polis maaşları 2 sene  önce 6 bin lira  şimdi 9 bin 850 lira. Demek ki çalışanlarında ücretlerinde artış olmuş. İnşaat sektöründe artış oldu ama, 2 sene önceki maaşıyla alan şimdi de taksitle alabilir, yani kimsenin hayallerini öldürmedik. Bu cevabı vermek durumundaydım.  

Eksik olmasın bana da gönderiyor sık sık. Ancak bu iddialar ancak bir siyasi partinin yöneticilerinin ortaya koyacağı iddialardır. Bu iddiaları televizyonuna çıkan siyasi parti yetkilisi söyleyebilir. Ama sen o televizyonun sahibi olarak bunları söylersen ben de sana “Halk Tv’nin Karabük Şubesi Mi Oldun ?” diye sorarım. Şu an görünen demek ki muhalefetin kanalı olarak o televizyonu kurdu. Biz de ona göre davranırız, siz de ona göre izlerseniz. Davet edildiğinizde tv ye ona göre   davranırsınız arkadaşlar. O bakımdan herkes ağzından çıkanın ne anlama geldiğini bilecek. Ona göre hareket edecek.”

“Türkiye Solu Türkiye De  Yapılan Her Şeye Karşı Çıkmıştır, Hala Bu Gen Aynen Devam Ediyor.”

Biz 20 yılda Türkiye de önemli hizmetler yaptık. Türkiye’nin çehresini değiştirecek yatırımlara imza attık. Bunlara hep karşı çıktılar diyerek konuşmasını sürdüren Şahin çarpıcı iki örnekte verdi.  

Şahin: “Rahmetli Demirel 1. Boğaz köprüsünün temelini attı. “Türkiye’nin başına gelebilecek en büyük felaket” dedi İstanbul Mimarlar Odası. Cumhuriyet gazetesinden şu anda rahmetli oldu İlhan Selçuk “ Bu köprü boğazın iki yakasında oturan zenginlere tüketim malları taşıyacak kamyonlar için yapılmaktadır” dedi. Şu mantığa bak. Türkiye solu Türkiye de  yapılan her şeye karşı çıkmıştır, hala bu gen aynen devam ediyor. Bu CHP’de, onunla birlikte hareket edenlerde Türkiye’de yapılan her güzel şeye hep karşı çıkmışlardır. Demirel inşaatçı olduğu için inşaatçılar odasına  kayıtlıydı. Bu köprüyü yaptığı için üyelikten çıkardılar biliyor musunuz ?  O sırada Rahmetli Özal’da DPT Müsteşarıydı, onu da bağlı bulunduğu odadan çıkardılar. Türkiye de bir şey yapmak öyle kolay olmuyor .

Türkiye’de bir güruh var aman yaptırmayız, istemezük. Türkiye’nin yakın siyasi tarihi istemezükcülerle, taş üstüne taş koyanların mücadelesi ile geçmiştir. Sonun hep taş üstüne taş koyanlar kazanmıştır, yine taş üstüne taş koyanlar  kazanacaktır.”

“2023’ün Başında Artık Evlerimizde Kendi Doğalgazımızı Kullanacağız, Durmuyoruz.”

Mehmet Ali Şahin’in gündeme damga vuran konuşmalarının devamında Millet İttifakına mensup muhalefet partilerine yönelik değerlendirmeler yaptı.

 Millet İttifakına yönelik,  Peki siz ne yapacaksınız ? Tenkit ediyorsunuz da siz ne yapacaksınız?   diye soran Şahin, “2023 yılında Türkiye’de evlerde kullanılan doğal gazın tamamını Karadeniz’den çıkartacağımız doğalgazdan karşılayacağız. Şu anda çalışmalar devam ediyor. İşte Filyos’ta bu doğalgazı orada işleyecek olan tesis şu anda 2 bine yakın insanın çalışmasıyla hızla devam ediyor. 2023’ün başında artık evlerimizde kendi doğalgazımızı kullanacağız, durmuyoruz. Doğalgaz da dışarıya bağımlılıktan en azından bir kısmının kurtarılmasını  sağlayacağız. Siz ne yapıyorsunuz ?” diye sordu.

Millet İttifakı Cumhurbaşkanını Meclise Yeniden Seçtirerek, Türkiye’deki Vesayet Düzenini Hortlatmak İstiyor.

 Biz Türkiye’de bu Cumhurbaşkanlığı sistemini göndereceğiz, yerine güçlendirilmiş parlamenter sistemini getireceğiz diyen Millet İttifakına yönelik, “ Şunu bilesiniz ki, güçlendirilmiş parlamenter sistem neyi güçlendiriyor biliyor musunuz ? Türkiye’deki vesayeti güçlendiriyor. Ne demek istiyorum. 28 Şubat’ta bir toplantı yapıp 40 sayfalık bir  bildiri yayınladılar. Orada bir sorunun cevabını özenle aradım. Birçok meraklı kişi  aradı. Peki siz bu sisteme geçerseniz Cumhurbaşkanını kime seçtireceksiniz. Cevabı yok. Şuan halk seçiyor.  Referanduma gittik. % 68 oyla bu halk ben seçeceğim dedi. Bunlar yeni sistemde buraya yazamadılar, korktular, çekindiler. Biz meclise seçtireceğiz diyemediler, çünkü niyetlerinin olduğunu biliyorum. Meclise seçtirince ne olacak, biz bunu çok yaşadık. Darbe oldu 1960’tan sonra darbe olunca Ali Fuat Başgil Cumhurbaşkanı adayı oldu. Çağırdılar Başbakanlığa dediler derhal adaylığını çekeceksin. Bu güçlendirilmiş parlamenter sistem diyenlerin amacı ne biliyor musunuz, yeniden cumhurbaşkanını seçme yetkisini halktan alıp, meclise vermek. Geçmişte yaşanan o dönemleri tekrar Türkiye’de yaşatmanın yolunu açmaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız 367 krizinde bunları gördüğü için, biliyorsunuz  Abdullah Gül cumhurbaşkanı adayımız oldu aslında seçilmiş sadece  367 sadece toplantı yeter sayısı 367 olmadığı  için anayasa mahkemesine iptal ettirdiler. Bunları yaşadıktan sonra biz cumhurbaşkanını halka seçtirmek için referanduma gittik. Şimdi bu CHP’nin başında bulunduğu 6’lı ittifak, Millet ittifakı adı, yeniden güçlendirilmiş parlamenter sistemine geçelim derken, Cumhurbaşkanını meclise yeniden seçtirerek, Türkiye’deki vesayet düzenini hortlatmak istiyor. Bunların adı Millet, ama bunlar millete filan güvenmiyor. Millete güvenen, milletin seçtiği Cumhurbaşkanına razı olur. Bizde istiyoruz ki, millet bundan sonra Cumhurbaşkanını seçmeye devam etsin der, yiğitçe diyemiyorlar, çünkü ipleri başka birilerinin elinde” şeklinde ifadelerde bulundu.

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden Vazgeçip, Yeniden Parlamenter Sisteme Geçmek Tam Bir Hayaldir.”

Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı sisteminden eski sisteme dönmeyeceğini vurgulayan Şahin; “Meral hanım diyor ki, biz yeniden Tayyip Erdoğan diye birini seçmeyeceğiz. Finlandiya ve Almanya Cumhurbaşkanı gibi kimsenin tanımadığı, etliye sütlüye karışmayan Türkiye’nin meseleleri ile ilgilenmeyen, sembolik yetkilere sahip bir Cumhurbaşkanı seçeceğiz. Ya şu dünyanın haline bakın, yanı başımızda savaş var, ülkelerin lider konumundaki kişilerin önemi o kadar önemli ki. Bakın 1 ay içinde 35’i aşkın lider ve hükümet başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşüp onun fikirlerini almak ve onunla istişare etmek için bir kısmı Türkiye’ye geldi, bir kısmı ise telefonla görüştü. Bu güçlü liderliktir. Özellikle bu savaş konusunda takip ettiği yolun  ne kadar isabetli olduğunu gösteriyor. Rusya’yla da Ukrayna ile de köprüleri atmam diyor Her iki ülke liderle de istediği zaman konuşabiliyor. En son dün Putin’e dedi ki, Gel şu barışı sağla ve barışın kahramanı sen o, dedi. Güçlü lider lazım. Özellikle şu dönemde güçlü lidere ihtiyaç var. Kimsenin tanımadığı Finlandiya , Almanya Cumhurbaşkanı gibi birini seçeceksiniz.Ne yapacak sembolik. Türkiye’yi kim yönetecek, Meral hanım diyor ki, ben Başbakan olacağım. Bakın Meral Hanım, bu tam ham bir hayaldir. Kılıçdaroğlu’na ve diğerlerine de söylüyorum; Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden vazgeçip, yeniden parlamenter sisteme geçmek tam bir hayaldir. Tıpkı Türkiye’nin çok partili siyasi hayata  geçtikten sonra tekrar tek partili döneme dönmesi gibi hayal bir iştir. Türkiye 1946’da çok partili sisteme geçmiştir ve artık 46 öncesine tek partili döneme geçmeyecek eski sisteme dönmeyecek bunu iyice kafanıza koyun.”dedi.

Ben  Hiçbir İşinize Karışmayacağım Diyen Bir Cumhurbaşkanı Adayına Millet Niye Oy Versin. Bu Akılsızlıktır.

Eski sisteme dönmeye güçlerinin yetmeyeceğini belirten Şahin; “ Hadi gücünüz yetiyorsa yapın bakalım. Parlamentoda bu 6’lı ittifakın 174 milletvekili var toplam, HDP’yi de eklediğinizde 230 eder. Peki seçimlerde ne kadar oy alacağınızı düşünüyorsunuz.360 oy gerekiyor Anayasayı değiştirmek için referanduma gitmek için 360 milletvekili gerekli,  130 daha milletvekilki lzım. 400 vekil ile de referandumsuz geçmesi lazım. 170 milletvekili de ona lazım. En son anket sonuçları elimde, bugün seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz. AK Parti, yüzde 38.7, CHP 25.1, İYİ Parti yüzde 11, MHP yüzde 10.5, HDP ise yüzde 9.5 olarak çıkıyor. 2018’teki ancak  durumlarını koruyorlar. Bırakın ilave 130, 170 milletvekilini çıkarmayı iktidara bile gelemeyeceksiniz. Şu tabloya göre kendi Cumhurbaşkanınızı bile seçemeyeceksiniz. Hangi güçlendirilmiş parlamenter sistemden bahsediyorsunuz, bunları bırakın. Meral hanıma da, Kılıçdaroğlu’na da söylüyorum. Buradan eski  arkadaşları olarak eski TBMM Başkanı olarak diyorum ki, bu ham bir hayaldir, buradan netice almanız mümkün değildir. Kendinizi ve adayınızı Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine göre hazırlayın, zaten seçime böyle gireceğiz. Etliye sütlüye karışmayacağım diyen bir adam milletin karşısına çıkınca ne diyecek, ‘Kusura bakmayın ey halkım sizden yüzde 50+1 oy istiyorum ama , ben hiçbir işinizle meşgul olmayacağım. Ben silik bir cumhurbaşkanlığı yapacağım Kendi ifadelerine göre düşük profilli bir aday, sembolik yetkilere sahip bir cumhurbaşkanı. Ben  hiçbir işinize karışmayacağım diyen bir cumhurbaşkanı adayına millet niye oy versin. Bu akılsızlıktır. Dolayısıyla bu sevdandan vazgeçin. Ne olacakmış Başbakan olacakmış. Meral hanım Başbakanlık bu ülkede kaldırıldı. Anayasa Başbakanlığı kaldırdı. Bu sistemin gelmesi de mümkün değil. Başbakan olacağım diye ortada dolaşma, millete söyleme gülünç duruma düşüyorsun. Yok böyle bir görev. Yüreğin yetiyorsa Cumhurbaşkanı adayı ol Tayyip beyin karşısına.”

Kılıçdaroğlu’na güvenmiyorlar. Güvenmediğiniz yerde niye birlikte oluyorsunuz ? “

Yüreğin yetiyorsa Cumhurbaşkanı adayı ol Tayyip beyin karşısına. Biri silik diyor, diğeri başka bir şey söylüyor. Şimdi aslında bir AK Partili biri olarak değil vatandaş olarak söylüyorum; Millet ittifakının 6 partisi bir araya gelmiş Cumhurbaşkanı adayı arıyorlar. Bizim iktidar partisi Cumhur ittifakını kurdu. Kim Cumhurbaşkanı adayımız Recep Tayyip Erdoğan. Çünkü bu ittifakın en büyük partisi AK Parti’dir, diğerleri adayımız Erdoğan’dır diyor. Bu 6 parti içinde en büyüğü kim CHP. Aslında normal olması gereken, millet ittifakının Cumhurbaşkanı adayı Sayın Kılıçdaroğlu olması lazım. Diğer partilerde demesi lazım ki, bu ittifakın en büyük partisi ana muhalefet partisi genel başkanı Kılıçdaroğlu’dur, bizim adayımız da Kılıçdaroğlu demesi lazım. Demiyorlar, Çünkü Kılıçdaroğlu’na güvenmiyorlar. Güvenmediğiniz yerde niye birlikte oluyorsunuz? Sayın Kılıçdaroğlu, medeni cesaret gösterip bu ittifakın en büyük partisi benim ve Cumhurbaşkanı adayı da benim demesi lazım. Bunu diyemiyor. Bana göre hak. İktidar partisinin karşısında ana muhalefet partisinden birinin, genel başkanının Cumhurbaşkanı adayı olması onun hakkıdır.

Hatay Belediye başkanı bir şey demişti, ‘Bizim Cumhurbaşkanı adayımızı dış mahfiller belirleyecek’ demişti. Onu mu beliyorsunuz Kılıçdaoğlu ve Akşener. Dışarıya mı bağlısınız. Oradan gelecek talimata göre mi Cumhurbaşkanı adayını belirleyeceksiniz. Çıkın Millet ittifakı olarak en büyük parti CHP en büyük parti ve onun genel başkanı da Cumhurbaşkanı adayımızdır deyin, hem böylece Türkiye’de normalleşme konusunda ciddi bir adım atmış olursunuz. Başbakanlık hayali filan kurmayın. Güçlendirilmiş parlamenter sisteme filan geçmez artık Türkiye, sizin buna gücünüzde yetmez. Bu hayallerle de milleti aldatmaya kalkışmayın.” diye konuştu.

“Bir Takım Siyasi İstismarlarla Ak Parti’yi Onun Bakanını Falan Yıpratmaya Çalışmayın.”

Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse’nin  Koruma amaçlı imar planlarında değişiklik yapılmasını  kendisinin istediğini hatırlatan Cumhurbaşkanlığı YİK Üyesi Şahin; “Safranbolu Belediye Başkanı demiş ki; ‘Sivil toplum örgütlerini topladım, hükümet yani Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Safranbolu’da sit alanlarını değiştiriyormuş. Burada işte kurum altındaki birtakım yerleri koruma olmaktan çıkartacak, bir tavır içerisindeymiş. Bunu söylemiş. Biz eylem yapalım, hatta afişler asalım, hükümeti protesto edelim demiş. Mehmet Sarı’yı aradım, dedi ki; Evet böyle bir şey var. Bende Murat Kurum’u aradım. Çevre ve Şehircilik Bakanımıza böyle bir şey söyleniliyor dedim. Dedi ki ‘İki sene önce bu Safranbolu Belediyesi’nden geldi bu talep. Bizde Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’ne dosyayı havale ettik.’ Yazılan yazıda Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse hanım ‘Yukarıda anılan karar doğrultusunda, 2860 sayılı kültür ve devlet varlıklarını koruma kanunu kapsamında meri koruma amaçlı imar planlarında revizyon yapılması hasıl olmuştur.’ Yani diyor ki; ‘Koruma amaçlı  imar planlarında değişiklik yapılması gerekmektedir.’ ‘Bu kapsamda yapılması gereken koruma amaçlı imar planı revizyonu Genel Müdürlüğünce yürütülmesi talebi ile konunun değerlendirmesi hususunu talep ederim.’ 26.09.2019’da yapmış, yani yerelden gelmiş. Safranbolu Belediyesi istemiş ki burada ‘Koruma amaçlı imar planlarında değişiklik yapılmasını istiyoruz. Buna bizim gücümüz yetmiyor demektir bu. Bakanlık bunu olarak siz yapın.’ Bakanlıkta bir çalışma başlatmış, ihale açmış, bir firma almış bunu gelmiş yerinde yasal sınırlar içerisinde Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun da hassasiyetleri göz önünde bulundurularak bir çalışma yapmış.

Bu çalışmayı yaparken ilgili arkadaşlar diyorlar ki bana bu çalışmayı yapan o işi alan firma sürekli Safranbolu Belediyesiyle iletişim halindeydi. Elif Hanım Mimardır, bu konuları çok iyi bilir. İnanıyorum ki bu talebi mimar olması dolayısıyla Safranbolu için gerekli gördüğü için Bakanlıktan istedi ama daha sonra CHP’li bazı meclis üyeleri bazı sivil örgütleri Burada yağma yapılacak, koruma alanları ortadan kaldırılacak, sit alanları iptal edilecek, gibi yaygaralarla Elif hanımın üzerine geldiler öyle tahmin ediyorum. Elif Hanım’da sıkıştı, çekindi, onlar gibi konuşmaya, hareket etmeye başladı. Afiş asıldı mı bilmiyorum ama eğer asarlarsa elimdeki bu talebin Elif Köse imzasıyla başlatıldığını tüm Safranbolulular bilecek, onun talebi olduğunu bilecek.”

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ‘Eğer Safranbolulular bu işten vazgeçerse, hemen bize bir yazı yazsınlar iptal edelim.’ dedi. Ben buradan Elif Köse’ye diyorum ki eğer siz bu işte vazgeçerseniz ‘Evet ben böyle bir talepte bulundum ama şimdi vazgeçiyorum.’ deyin, Bakanlık iptal edecek . Dolayısıyla böyle bir takım siyasi istismarlarla Ak Parti’yi onun bakanını falan yıpratmaya çalışmayın. Bu iş sizden geldi, bu sizin talebiniz. Bana göre de ben mimar değilim, teknisyen değilim ama aslında ihtiyaç olmuştur Safranbolu’da. İhtiyaç olduğu için Elif Köse bu adımı atmıştır, çünkü kendisi mimardır bu işleri iyi bilir. Ama Elif Hanım görüyorsunuz ki bu CHP size bile iş yaptırmıyor bunu bilin.” gündeme damgasını vuran sözlerini bitirdi.

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.