10 Eylül 2026 Perşembe
Karabük’te Ne Olur Da Bilinmez ?
Karabük’te birlik- beraberlik ihtiyacı had safha da iken
Bazen bakıyorsunuz birlik içinde giden sürece çomak sokulmaya çalışılıyor.
Sebep, açıklanmıyor.
Tam olarak ne amaçlanıyor, ne isteniyor belli değil.
KENTİNİ DEĞİL KENDİNİ DÜŞÜNMEK meselesi mi ortaya çıkıyor ?
Kentin yararını değil, kendi yararını düşünmek meselesi mi ortaya çıkıyor ?
‘Mi’ fazla mı, tam yerinde mi ?
Neyse…
Gizli saklı zannedilerek, kimse anlamaz bilmez diye düşünülerek,
Karabüklüleri zeka yoksunu olarak görmek,
Perde arkasından iş görmeye çalışmak,
Karabük gibi küçük bir yer de komik kaçıyor yalnız onu belirteyim.
(Hani ben şahsen bazı konulara özellikle girmem, yazmam ama Karabük’te ne olur da er ya da geç mutlaka duyulur, bilinir… Yazılmayanı çok olsa da, bilinmeyeni pek yoktur yani.)
Ne gizli kalabilir ki bu kentte ?
Biz yapıyoruz kimse bilmiyor sananlar varsa çok feci yanılıyorlar.
Herkes, her şeyi ya önünde ya sonunda görüyor, duyuyor, biliyor yani.
***
Açık Yaradan Zarar Gelmezmiş
Herkes dürüst ve açık olmalı
Türkiye şartlarında dürüstlük ve açıklık ne kadar mümkün orası tartışılır.
Ama, bir işi, bir ‘operasyonu’ bir dizaynı hedefleyenler
Önce açık olmalılar.
Gerekçelendirip, neyi neden yapmak istediklerini ortaya dürüstçe koymalılar.
Bir şeyin düğmesine basıp sonra bizimle alakası yok duruşunun anlamı nedir ?
‘Yapmayı planladığınız şeyin yanlış olduğunu mu düşünüyorsunuz da arkasında duramıyorsunuz ?
Yanlış olduğunun farkında mısınız da açıkça ortaya koyamıyor, perde arkasından yürütmeye çalışıyorsunuz?
Yanlışsa neden yapmaya çalışıyorsunuz o zaman ?’ diye soruyorlar yani
(Doğruya yanlış, yanlıştır. Yanlışa yanlış, da yanlıştır. Doğru da yanlış olmak yanlıştır, yanlışta doğru olmak daha da yanlıştır ki beyin yakmayalım ayrı mesele…)
Yapmaya çalışıp, yapmaya çalıştıklarınızın önünde açıkça durmayarak, görünmediğinizi sanıyorsanız
Karabük’lüler duymaz, anlamaz, bilmez sanıyorsanız dostça bir uyarı yanılıyorsunuz, hem de çok yanılıyorsunuz.
***
Herkes Sadece Kendine Yapar !
Karabük esnafları, iş insanları, yöneticileri, siyasetçileri vs… içinde doğal olarak tanıdıklarımız var.
Onların içinde de ‘adam gibi adam’ olanları var,
Günün adamı olanları var.
İşini, görevini, mesleğini, doğru dürüst yapanları, kentini düşünenleri de var,
Şahsi çıkarını- rantını sadece kendini düşüneni de var.
İçilmiş çayın – kahvenin hatırını bilen , her daim hatır -hukuk koruyanları da var,
İşleri olduğunda selam verenleri, işleri bittiğinde yok sayanları, bu döngüde devam edenleri de var.
Abi diyebileceğimiz, büyüğümüz diyebileceğimiz, her daim saygı duyacaklarımız da var,
Abi dediklerimizin günü – zamanı geldiğinde üç kuruşluk hesaplar içinde olduklarını gördüğümüz, aferdesiniz ‘tırt’çıkanları da var.
Özetle samimi –içten – iyi olanları da var,
Samimiyet maskesi takıp her daim şahsi hesap –kitap peşinde olanları da var.
Onun için Allah iyileri arttırsın inşallah.
İyileri kötülerden korusun ve kötüleri ıslah etsin inşallah.
Buradan bir kıssaya gideyim.
Hz. Ali bir gün ‘Ben ne bir kimseye iyilik ettim ne de bir kimseye kötülük ettim.’ deyince sormuş oradaki Müslümanlar. Koskoca Halifesin, hem biz senin çok iyiliklerini de gördük. Bu sözün anlamı nedir demişler.
Hz. Ali, ‘Ben birine kötülük yaptıysam yarın ahirette bunun cezası var, en büyük kötülüğü aslında kendime yaptım. Birine de iyilik yaptıysam yine ahirette bunun sevabı var en büyük iyiliği kendime yaptım.
Yani ‘Ben ne bir kimseye iyilik ettim, ne bir kimseye kötülük ettim Ne ettimse kendime ettim.’ demiş.
O hesap işte.
Biz de, bize yapanlar da …
Kimse kimseye bir şey yapmadı, herkes sadece kendine yaptı aslında.
*
Akay’ın Açıklamaları ve Bin Genç Lider
Karabük’ün İstedikleri Bunlar ?
Karabük Gelecek Haritası – Demirçelik Bursu
Karabük, Türkiye’nin Deneme Şehri Olsun
Elif Köse İçin Bunları Söylüyorlar
Köse Fırtınası Serinletecek Mi Savuracak Mı ?
Köse ve Yeni Parti Konuşuluyor
KARABÜK DEMİR HEYKEL PARKI NEDEN OLMASIN?
Neden DİJİTAL BİR KARABÜK HAFIZA MERKEZİ olmasın?
Bu Şehir Daha Fazlasını Hak Ediyor
Karabük Alkışlamayı da Öğrenmeli
Planlama Değil Müjde Bekliyorduk Görüşleri
Karabük Sağlıkta Müjde Bekliyor
Karabük’ün Gençleri Neden Gidiyor ?
Okan Küçük’ün tüm yorum haberleri için burayı tıklayınız
KARDEMİR, ağır profil ürün grubunda yeni çelik kalitelerini devreye alarak yüksek katma değerli üretim hedefinde önemli bir adım daha attı. Muhammed Ali Oflaz’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı döneminde ürün çeşitliliği, yeni kalite üretimleri ve yüksek nitelikli çelik çözümlerine yönelik çalışmalarla yükselişe geçen KARDEMİR, şimdi de S355JR ve S355J2 kalite yapısal çeliklerle ağır profil alanındaki gücünü artırıyor.
Türkiye’de ağır profil üretebilen tek üretici olan KARDEMİR, yüksek dayanım gerektiren yapısal uygulamalara yönelik ürün gamını yeni çelik kaliteleriyle geliştirmeye devam ediyor.
Bu kapsamda KARDEMİR, S355JR ve S355J2 kalite yapısal çeliklerde belirli kesitlerde sürdürülebilir üretim kabiliyetine ulaştı. Yeni üretim kabiliyetiyle birlikte ağır profil ürün grubu, farklı sektörlerin ve projelerin ihtiyaçlarına cevap verecek yeni kalite seçenekleriyle güçlendirildi.
Yüksek mukavemet ve taşıma kapasitesi gerektiren yapısal uygulamalara yönelik geliştirilen yeni ürünler, özellikle geniş açıklıklı çelik konstrüksiyon projelerinde önemli kullanım imkânları sunuyor.
S355JR ve S355J2 kalite ağır profillerin, uçak hangarları gibi yüksek taşıma kapasitesi ve yapısal dayanımın ön planda olduğu projelerde kullanılmaya başlandığı belirtildi.
KARDEMİR, üretim altyapısı, teknik bilgi birikimi ve kalite anlayışıyla müşterilerinin farklı proje ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirmeyi sürdürüyor.
Belirli kesitlerde üretimi gerçekleştirilen S355JR ve S355J2 kalite ağır profiller, yurt içi ve yurt dışındaki müşterilerle buluşturularak yüksek nitelikli yapısal çelik ihtiyacının yerli üretimle karşılanmasına katkı sağlıyor.
Şirket, müşterilerin ihtiyaçlarını ve sektörün değişen beklentilerini yakından takip ederek ürün geliştirme çalışmalarına devam ediyor.
KARDEMİR’in bundan sonraki yol haritasının; üretim gücünü yeni ürünlerle desteklemek, müşterilere daha fazla çözüm sunmak ve KARDEMİR çeliğini daha fazla projeye taşımak olduğu ifade edildi.
Yeni kalite ve ürünlerle birlikte ağır profil alanındaki yetkinliğini geliştiren KARDEMİR, yerli üretimin gücünü daha geniş pazarlara taşıyarak daha fazla ulusal ve uluslararası projede yer almayı hedefliyor.
KARDEMİR’le ilgili diğer haberlerimiz için BURAYI tıklayınız
Karabük Ticaret ve Sanayi Odası’nın 2026 yılı organ seçimlerinin tarihleri belli oldu. Oda meslek komiteleri ve Meclis seçimleri 3 Ekim’de, Yönetim Kurulu, Disiplin Kurulu ve TOBB delegeliği seçimleri ise 10 Ekim’de gerçekleştirilecek.
Karabük Ticaret ve Sanayi Odası’nda (KTSO) seçim süreci için takvim netleşti. Odanın yayımladığı seçim takvimine göre ilk seçim 3 Ekim 2026 Cumartesi günü yapılacak.
KTSO’nun Meslek Komiteleri ve Oda Meclisi seçimleri, 3 Ekim Cumartesi günü 09.00-17.00 saatleri arasında Karabük Ticaret ve Sanayi Odası Hizmet Binası’nda gerçekleştirilecek.
İkinci aşamada ise Yönetim Kurulu, Disiplin Kurulu ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Delegeleri belirlenecek.
Bu seçimler 10 Ekim 2026 Cumartesi günü 11.00-14.00 saatleri arasında yapılacak.
KTSO’nun mevcut yapısında 10 meslek grubu, 58 meslek komitesi üyesi, 24 kişilik Oda Meclisi, 7 kişilik Yönetim Kurulu ve 6 kişilik Disiplin Kurulu bulunuyor.
Seçimlerde tüzel kişi firmaların gerçek kişi temsilcileri, KTSO Ticaret Sicili Müdürlüğü’nden alınacak “Seçim Yetki Belgesi” ile oy kullanabilecek.
Seçim yetki belgesi almak isteyen firmaların Ticaret Sicili Müdürlüğü’ne seçim yetki belgesi talep dilekçesiyle başvurması gerekiyor.
Gerçek kişilere ait ticari işletmelerde ise işletmenin sahibi olan tacir, seçmen listesinde yer alması halinde başka bir belgeye ihtiyaç duymadan kimlik kartı ile oy kullanabilecek.
Bunun yanında gerçek kişiye ait ticari işletmenin ticaret siciline tescil edilmiş bir ticari temsilcisinin bulunması ve bu kişi adına belge düzenlenmesinin talep edilmesi halinde, söz konusu temsilci için de KTSO Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından Seçim Yetki Belgesi düzenlenecek.
KTSO tarafından yapılan bilgilendirmeye göre seçim yetki belgesi talep dilekçesine Karabük TSO’nun internet sitesindeki “Duyurular” bölümünden veya doğrudan Oda’dan ulaşılabilecek.
Seçim süreciyle ilgili detaylı bilgi için KTSO’nun 0370 424 16 30 ve 0501 326 00 78 numaralı telefonlarından bilgi alınabilecek. Odanın resmi internet sitesinde seçim ve oda organlarıyla ilgili mevzuat ve organ yapısına ilişkin bilgiler de yer alıyor.
KTSO organ seçimleri, ilgili mevzuat çerçevesinde dört yıllık dönemler için gerçekleştiriliyor. Süreçte önce meslek gruplarına göre Meslek Komiteleri ve Meclis üyeleri belirleniyor; ardından Meclis bünyesinden Yönetim Kurulu ve diğer ilgili organların seçimleri yapılıyor.
3 Ekim’de başlayacak seçim süreci, 10 Ekim’de yapılacak ikinci aşamayla tamamlanacak.
Karabük’te bir – iki gündür en çok konuşulan başlıklardan biri, hiç kuşkusuz Karabük Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri…
Mevcut süreçte; Karabük TSO Başkanı Fatih Çapraz’ın ikinci dönem adaylığının karşısına, siyaset tarafından eski AK Parti Karabük İl Başkanlarından Ömer Ayar’ın çıkarılmak istendiği konuşuluyor.
Altını özellikle çizelim;
Ortada AK Parti İl Başkanlığının veya milletvekillerinin kamuoyuna yaptığı resmî bir açıklama yok.
Sayın Ayar ise dün yaptığımız telefon görüşmesinde grubundan çıkıp meclis üyesi olmak üzere çalışmalarına başladığını bu olduğu taktirde meclis listesi belli olduğunda mevcut koşullara göre aday olabileceğini bize açık sözlülükle ifade etti.
Şimdi bazı TSO üyeleri, KARABÜK TSO’DA NEDEN SİYASİ BİR YARIŞ OLUŞTURULMAK İSTENİYOR? sorusunu soruyor.
Mevcut Başkan Fatih Çapraz’ın ikinci dönem için aday olmasının oda çevresinde genel olarak olumlu karşılanan bir durum, istenilen bir durum olduğunu ifade eden bazı oda üyeleri
Çapraz’ın görev süresi boyunca oda yönetiminde birlik ve beraberliği koruduğunu, üyelerle olumlu ilişkilerini sürdürdüğü ve Karabük’ün ekonomik meselelerinde çalışmalar yürüttüğünün zaten bilindiğini ,
Üstelik siyasi bir kimlikle değil, oda başkanı olarak hareket ettiğini,
Radikal bir tavrının olmadığını, partizanca tutumunun olmadığını,
AK Parti ve Karabük milletvekilleriyle de uyumlu bir çalışma görüntüsü ortaya koyduğunu söyleyerek
Ortada çalışan, üreten ve mevcut sistem içerisinde bir uyum yakalamış birlik içinde bir oda varken, bu denge neden değiştirilmek isteniyor? Diye soruyorlar
TAM OLARAK NE ARIYORSUNUZ?
Ömer Ayar da dahil olmak üzere isteyen herkesin şartları taşıdığı sürece aday olabileceğini
Bunda hiçbir sorun olmadığını ifade edenler
Sorun aday olmak değil.
SORUN, ADAYLIĞIN BİR SİYASİ PROJENİN PARÇASI HALİNE GETİRİLİP GETİRİLMEDİĞİ, diyorlar.
TSO seçimlerinin siyasi parti seçimi olmadığını vurgulayanlar
“Karabük TSO’da 10 meslek grubu bulunuyor.
Önce bu gruplarda seçimler yapılıyor, ardından oluşan meclis içerisinden TSO Başkanı ve yönetim kurulu belirleniyor.
Yani burada son sözü söylemesi gereken;
siyaset değil, oda üyeleridir.” Diyorlar.
Meslek gruplarının ve TSO üyelerinin hür iradesi ne olacak? diyorlar
KARABÜK’ÜN EN BÜYÜK İHTİYACI BİRLİK
Karabük’ün yıllardır birçok konuda BİRLİK OLAMAMAKTAN şikâyet ettiğini hatırlatanlar
Bir gün yol tartışıyoruz.
Bir gün hastane…
Bir gün ulaşım…
Bir gün sanayi…
Bir gün üniversite…
Şehrin ortak meselelerinde birlikte hareket etmekte zorlandığımız dönemler oluyor.
Tam da böyle bir ortamda, Karabük’ün ekonomik hayatının en önemli kurumlarından biri olan TSO’da yakalanmış bir birlik ve uyumun siyasi bir mücadeleye dönüştürülmesi gerçekten gerekli mi?
KARABÜK BUNDAN NE KAZANACAK? sorusunu soruyorlar
80’Lİ YILLARA MI DÖNECEĞİZ?
Bir başka soruları da şu:
“TSO seçimleri yeniden siyasi kamplaşmaların alanına mı dönüşecek?
Beyaz liste, turuncu liste…
Sağcı-solcu tartışmaları…
Siyasi taraflaşmalar…
Karabük gerçekten bunları yaşamak zorunda mı?”
Adaylara karşı değiliz diyenler
“Tam tersine, daha çok aday olması demokrasinin gereğidir.
Ama bir adayın “SİYASETİN ADAYI” olarak lanse edilmesi veya o yönde algıların olması başka bir şeydir.
Çünkü seçim kaybedilirse ne olacak?
Siyaset mi kaybetmiş olacak?” diyorlar.
Mevcut Başkan Fatih Çapraz seçimi kazanırsa ne olacak? sorusunu soranlar
O taktir de SİYASET TSO İLE ARASINA MESAFE Mİ KOYACAK?
“Bizim adayımız kazanmadı, artık bu oda ile işimiz yok” mu denilecek?
Elbette böyle bir şey düşünülemez.
Çünkü TSO Başkanı kim olursa olsun, Karabük’ün ticaret ve sanayi dünyasının temsilcisidir.
Milletvekillerinin, belediyenin, valiliğin ve siyasi partilerin görevi de seçilmiş oda yönetimiyle Karabük’ün menfaatleri doğrultusunda çalışmaktır.” diyorlar.
MESELE VERGİLİ Mİ?
Kulislerde bir başka iddia daha konuşuluyor.
Fatih Çapraz’ın, eski Karabük Belediye Başkanı ve sanayici Rafet Vergili’nin dayısının oğlu olması mı mesele?
Yoksa konu Fatih Çapraz değil de Rafet Vergili mi?
Eğer mesele buysa, bunun da açıkça ortaya konulması gerekir.
Çünkü bir insanın bir siyasetçiyle veya eski bir belediye başkanıyla akraba olması, tek başına onun oda başkanlığı yapmasına engel değildir.
TSO seçimleri akrabalıklar üzerinden değil, üyelerin tercihleri üzerinden şekillenir, diyorlar.
SİYASETİN ADAYI KAYBEDERSE?
Diyelim ki kamuoyunda “siyasetin adayı” olarak anılan isim seçime girdi ve kaybetti.
O zaman ne olacak? diyenler
Bu sonuç “SİYASET KAYBETTİ” şeklinde mi okunacak?
Ya da mevcut başkan kazanırsa, SİYASETE KARŞI KAZANMIŞ MI OLACAK?
Böyle bir algı oluşturulursa bundan kim kazançlı çıkar?
NE SİYASET KAZANIR, NE TSO KAZANIR, NE DE KARABÜK.
Çünkü TSO seçimlerinin siyasi bir hesaplaşmaya dönüşmesi, Karabük’ün ekonomik geleceğine hiçbir katkı sağlamaz, ifadelerini kullanıyorlar.
KARABÜK’ÜN ÖNÜNDE DAHA BÜYÜK MESELELER VAR
Karabük’ün konuşması gereken çok daha önemli meseleler olduğunu söyleyenler
Yeni yatırımlar…
Sanayinin çeşitlendirilmesi…
Gençlerin şehirde tutulması…
İhracatın artırılması…
KOBİ’lerin güçlendirilmesi…
Üniversite-sanayi iş birliği…
Organize sanayi bölgelerinin geleceği…
Karabük’ün yeni ekonomik alanlar oluşturması…
Karabük’ün önünde böyle gündemler varken, TSO’daki enerjiyi siyasi bir mücadeleye harcamak ne kadar doğru? Diyorlar.
ŞİMDİ CEVAP BEKLEYEN SORU BU
Ömer Ayar aday olabilir.
Fatih Çapraz aday olabilir.
Başka isimler de çıkabilir.
Bunda hiçbir problem yok.
Sandık kurulur, oda üyeleri tercihini yapar ve kazanan herkesin başkanı olur.
Ancak ortada SİYASİ BİR İRADEYLE MEVCUT YÖNETİMİN KARŞISINA ADAY ÇIKARMA ÇABASI VARSA, bunun gerekçesi de kamuoyuna anlatılmalıdır.
Çünkü Karabük TSO herhangi bir siyasi partinin yan kuruluşu değildir.
Karabük TSO, Karabük iş dünyasının odasıdır, diyenler
Mevcut yönetimle sorun nedir?
Neden değişmesi isteniyor?
TAM OLARAK NE AMAÇLANIYOR?
Karabük TSO’da neyin değiştirilmesi hedefleniyor?
Ve en önemlisi
Siyasetin TSO seçimlerine açık veya örtülü şekilde müdahil olmasından Karabük ne kazanacak? diyorlar.
Meselenin sadece bir TSO başkanlığı seçimi olmadığını ifade edenler
MESELE, KARABÜK’TE KURUMLARIN KENDİ İRADESİYLE Mİ, YOKSA SİYASİ HESAPLARLA MI ŞEKİLLENECEĞİ MESELESİDİR.
Biz kurumlarımızı güçlendirecek miyiz, yoksa kurumlarımızı da siyasi mücadelenin alanına mı çevireceğiz? sorularının kamuoyu önünde cevaplanması gerektiğini vurguluyorlar.

“Bugünü değil, yarınları yazıyoruz. Şehrin geleceğine dair fikirler…”
“ŞEHRİN BEYNİ” NEDEN OLMASIN?
Karabük’ün fabrikaları var, üniversitesi var, yetişmiş insanı var, kamu kurumları var, ticaret hayatı var.
Ama bütün bu bilgiyi aynı yerde toplayıp “Karabük için ne söylüyor?” diye sürekli analiz eden bir yapı yok.
Mesela her yıl Karabük’ün; nüfusu, göçü, konut ihtiyacı, sanayi üretimi, istihdamı, ihracatı, öğrenci sayısı, turizmi, trafik ve ulaşımı, çevre verileri, eğitim göstergeleri bir araya getirilse…
Ve bunlara bakarak “Karabük önümüzdeki 5 yılda nereye gidiyor?” sorusunun cevabı çıkarılsa.
Bugün karar verip 5 yıl sonra sonucunu görmek yerine, sonucu bugünden tahmin etmeye çalışan bir şehir olsak?
2040 Karabük’ünün belki de en önemli ihtiyacı yeni bir bina değil, doğru bilgiyle doğru karar verme kültürü.
Karabük’ün bazen daha fazla paraya değil, elindeki bilgiyi doğru kullanmaya ihtiyacı var.
Çünkü yanlış kararın faturası milyonlarca lira olabilir.
Ama doğru karar, bir şehrin 20 yılını değiştirebilir.
2040’a giderken Karabük’ün düşünen bir beyni de olmalı.
***
Karabük’te doğmuş, burada büyümüş ama eğitim veya iş için İstanbul’a, Ankara’ya, İzmir’e ya da başka şehirlere gitmiş binlerce insan var.
Mühendis, Doktor, Öğretmen, Akademisyen, Yazılımcı, Girişimci, Sanayici, Yönetici…
Belki de dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Karabüklüler…
Biz onları sadece “gidenler” olarak görüyoruz.
Oysa onların içinde KARABÜK’E DÖNEBİLECEK, YATIRIM YAPABİLECEK, ŞİRKET KURABİLECEK, BİLGİ AKTARABİLECEK çok sayıda insan olabilir.
Neden 2040’a kadar bir “KARABÜK’E DÖNÜŞ PROGRAMI” düşünmeyelim?
Ama “memleketine dön” demekle olmaz.
Dönecek insana neden dönmesi gerektiğini göstermek gerekir.
İş fırsatı, Yatırım imkânı, Uzaktan çalışma altyapısı, Çocukları için eğitim, Sosyal hayat, Konut…
Şehirde söz sahibi olabilme imkânı…
Hatta Karabük dışında yaşayan Karabüklülere düzenli olarak “KARABÜK’TE NELER DEĞİŞİYOR, HANGİ FIRSATLAR OLUŞUYOR?” diye ulaşan bir sistem kurulabilir.
Çünkü belki de Karabük’ün kaybettiği insanları geri kazanmak için yeni insan aramaya gerek yok.
Kendi insanımızın kapısını çalmak yeterli.
Biz yıllardır “Karabük’ten neden göç veriyoruz?” diye soruyoruz.
Belki soruyu değiştirme zamanı geldi:
“Karabük’ten gidenlere neden geri dönmeleri için bir sebep sunamıyoruz?”
Bir insan memleketinden giderken bilgisini, tecrübesini, çevresini ve kurduğu ilişkileri de götürüyor.
O halde 2040’a kadar hedeflerden biri Karabük’ten gidenlerin en azından bir bölümünü yeniden Karabük’le buluşturmak olsun.
Çünkü bir şehri büyütmenin yolu her zaman dışarıdan insan getirmek değildir.
Bazen kendi yetiştirdiğin insanı geri kazanmak, yapılabilecek en büyük yatırımdır.
Karabük’ün geleceğini konuşurken nüfusu konuşuyoruz, sanayiyi konuşuyoruz, turizmi konuşuyoruz, yolları konuşuyoruz.
Ama çoğu zaman çok daha temel bir şeyi unutuyoruz:
Su.
2040 Karabük’ünü bugünden düşünüyorsak, “O yıllarda suyumuz yeter mi?” sorusunu da sormamız gerekiyor.
Çünkü şehir büyüdükçe konutların, sanayinin, tarımın ve günlük hayatın su ihtiyacı da değişecek.
Bugün belki bu mesele çok büyük bir sorun gibi görünmüyor.
Ama geleceğin şehirleri de bugünkü sorunlar ortaya çıktıktan sonra çözüm arayan şehirler olmayacak.
Sorun gelmeden hazırlanan şehirler olacak.
Karabük 2040 için bir “SU GÜVENLİĞİ PLANI” hazırlanabilir.
Şehirde ne kadar su kullanılıyor?
Nerede kayıp var?
Yağmur suyunun ne kadarı değerlendiriliyor?
Kamu binalarında yağmur suyu toplama sistemleri kurulabilir mi?
Sanayide kullanılan suyun ne kadarı yeniden kullanılabilir?
Yeni yapılacak binalarda su tasarrufu nasıl zorunlu hale getirilebilir?
Bunların tamamı bugünden hesaplanabilir.
Hatta Karabük’te yeni yapılacak kamu binaları, okullar ve büyük tesisler için “YAĞMUR SUYUNU DEĞERLENDİR” anlayışı standart hale getirilebilir.
Sanayi tarafında da mesele yalnızca daha fazla su bulmak değil, aynı suyu daha verimli kullanmak olmalı.
Çünkü 2040’a hazırlanmak, sadece bugünün musluğundan akan suya bakmak değildir.
Geleceğin musluğunu bugünden düşünmektir.
*
Akay’ın Açıklamaları ve Bin Genç Lider
Karabük’ün İstedikleri Bunlar ?
Karabük Gelecek Haritası – Demirçelik Bursu
Karabük, Türkiye’nin Deneme Şehri Olsun
Elif Köse İçin Bunları Söylüyorlar
Köse Fırtınası Serinletecek Mi Savuracak Mı ?
Köse ve Yeni Parti Konuşuluyor
KARABÜK DEMİR HEYKEL PARKI NEDEN OLMASIN?
Neden DİJİTAL BİR KARABÜK HAFIZA MERKEZİ olmasın?
Bu Şehir Daha Fazlasını Hak Ediyor
Karabük Alkışlamayı da Öğrenmeli
Planlama Değil Müjde Bekliyorduk Görüşleri
Karabük Sağlıkta Müjde Bekliyor
Karabük’ün Gençleri Neden Gidiyor ?
Okan Küçük’ün tüm yorum haberleri için burayı tıklayınız