
Malum bir süredir 2 sendikanın arasında hoş olmayan durumlar yaşanıyor. Karabük Belediyesi Personel A.Ş çalışanlarının hür iradeleriyle iki sendikadan biri yetkiyi alacak. Ama tabi bu arada iki sendika arasındaki çekişme giderek sertleşiyor.
Sendika temsilcisinin biri ‘ Biz çoktan yetkiyi aldık.’ diyor. Öbür sendikacı çıkıyor, ‘Yetki süreci daha başlamadı bile, zaten biz de şu kadar üye var.’ diyor.
Sendikanın biri ‘Diğeri kazanırsa iş mahkemelik olur mahkeme 2-3 yıl sürer hak kayıplarınız olur.’ diyor. Diğeri ‘Mahkeme süreci öne sürülerek algı kampanyası yapılıyor hatta mobing uygulanıyor.’ diyor.
Tabi daha öncesinde o sendikaya giden haindir , bu sendikaya şöyledir, böyledir gibi bir çok söylemler de yapılmıştı.
Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili’de anladığım kadarıyla sürece dahil edilmeye çalışılıyor. Bir sendikanın ‘Oraya giderseniz işten atılırsınız.’ dediği söyleniyor, öbür sendika ‘Kendisine oy vermeyeni atmayan başkan sizi niye atsın.’ diyor.
Hatta sosyal medya hesaplarında birileri , birilerinin tehdit edildiğini söylüyor, diğerleri hep beraberiz kim tehdit ederse topluca buradayız falan, diyor.
Sonuç olarak işler doğal seyrinde ilerlemiyor, hatta ufak bir kıvılcımla raydan çıkacak gibi görünüyor.
O sendika , bu sendika benim kimseyle alakam yok. Ama iki sendikacının kavgasının bu şekilde kamuoyuna yansıması, süreci, hararetlendirmesi yanlış…
Sendikal mücadele işçinin hür iradesine ipotek koymadan, özgür irade ile yapılır. Son sözü de her zaman işçi, emekçi söyler. Mücadelenin yeri sandıktır, üyeliktir.
Sendikal mücadele farklı mecralara çekilmemeli. Kimse kirli oyunlara girmemeli, yanıltıcı beyanlar da bulunmamalı. Karabük’te sendikacılık yapıyoruz diye işçiyi birbirine düşürmenin geri dönülmeyecek olumsuz sonuçları olabilir.
Bu 2 sendikacı da, farkında olmayarak olsa gerek, işçiyi birbirine karşı düşmanlaştırıyor, geriyor. Buna ne gerek var!
24 yıldır basın camiasındayım. Adam gibi adam, işçinin-emekçinin çıkarları doğrultusunda iş yapan sendikacı da gördüm, seçilip koltuğa oturduktan sonra işverenle kanka olanları da. Bundan sonra da bu meslekte olduğum sürece her iki örnekteki gibi sendikacıları da göreceğimdir.
Her iki sendikacıya da tavsiyem. Bu süreçler bırakın doğal seyrinde yürüsün. Ortalığı germeyin. Malum bir söz de olduğu gibi İmam yellenirse cemaatin ne yapacağı malum.
Hatta 2 sendikacı bir araya gelin bir dostluk fotoğrafı verin. ‘Hepimiz Karabüklüyüz, iş yerlerimizde yan yana, omuz omuza çalışıyoruz. Süresi içinde yetki süreci bittiğinde de yine beraber çalışacağız, beraber oturacağız, yüz yüze bakacağız. Sonuç ne olursa olsun biz her zaman dostuz, arkadaşız.’ deyin.
Siz, işçiye hakları konusunda, sendikanızın neler yapacağı konusunda bilgiler verin, yeter. İşçi kime inanıyorsa zaten ona gider. İnanmıyorsa, bağlasanız bir sendikada durmaz.
Centilmence bir yarışı beceremeyenden kim olursa olsun sendikacı olur mu? Sendikacılık koltuk kapma yarışı da değil, koltuğunu koruma yarışı da değil. İşin cılkı çıkarsa, bundan işçi – emekçi ne yarar görecek ?
Eğer böyle sürekli gerilim politikası izleyecekseniz, birileri de çıkar; ‘Bunların kavgası kendi koltuklarının kavgası, bunların kavgası çıkar kavgası, İşçinin hakkı değil, işçinin hukuku değil.’ der.
İlginizi çekebilecek bazı köşe yazıları
Gizli Kayıt, Standart Tarife Mi ?

GENEL
17 Nisan 2026GENEL
17 Nisan 2026GENEL
17 Nisan 2026GENEL
17 Nisan 2026GENEL
17 Nisan 2026GENEL
17 Nisan 2026GENEL
17 Nisan 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.