
Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu (GEÇTAP) yıllardır sürdürdükleri mücadelenin gelinen sürecinde bazı firmalara sadece ceza kesilmesine sert tepki gösterdi. GEÇTAP’ın açıklamasında şunlar ifade edildi.
“Ceza Kesmeyin, Kirliliği Kesin!!!
Bolu Valiliği’nin 5 Haziran 2026 tarihli basın açıklamasını dikkatle okuduk.
Açıklamada, milyonlarca lira tutarında çevre cezalarının uygulandığı, çeşitli işletmelerin faaliyetlerinin durdurulduğu, bazı tesislerin mühürlendiği ve kapsamlı denetimlerin gerçekleştirildiği belirtilmektedir.
Ancak bölge halkının yıllardır sorduğu temel soru yine cevapsız bırakılmıştır:
Madem bu kadar denetim yapılıyor, madem milyonlarca lira ceza kesiliyor, madem işletmeler mühürleniyor; Gerede Çayı neden hâlâ kirli akıyor?
Bugün Gerede Çayı’nın kenarında yaşayan vatandaşların yaşadığı öfkenin nedeni tam da budur.
Çünkü yıllardır aynı tablo ile karşı karşıyayız.
Kirlilik tespit ediliyor, Ceza kesiliyor, Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuluyor. Suç duyurularının sonucu ne oluyor? Cezaların ne kadarı ödeniyor ya da ödeniyor mu? Bunları bilmiyoruz ama Gerede Çayı kirlenmeye devam ediyor. Devam ediyor ki yeniden ama yeniden ceza kesiliyor. Suç duyurusu yapılıyor ama bu cezalar da suç duyuruları da Gerede Çayı’nı temizlemiyor.
Vatandaş artık şu soruyu sormaktadır:
Çevreyi kirletmenin bedeli, çevreyi korumanın maliyetinden daha mı ucuz hale gelmiştir?
Çünkü ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek vardır. Gerede Çayı kirli, balçık halde, köpük ve koku saçarak akmaya devam ediyor.
Bu gerçeği sadece köylüler söylemiyor. Bu gerçeği kesilen çevre cezaları da söylüyor. Bu gerçeği faaliyetleri durdurulan işletmeler söylüyor. Bu gerçeği yapılan denetimler söylüyor. Bu gerçeği yıllardır tutulan Jandarma tutanaklar söylüyor. Bu gerçeği mahkemelere taşınan dosyalar söylüyor. Bu gerçeği GEÇTAP’ın akredite laboratuvarlarda yaptırdığı analiz sonuçları söylüyor.
Bizler çevreyi korumanın yalnızca para cezası kesmekten ibaret olmadığını biliyoruz. Nitekim Çevre Kanunu da bunu söylüyor.
Çevre Kanunu’nun amacı kirletenlerden para toplamak değildir. Çevre Kanunu’nun amacı çevrenin kirlenmesini önlemektir.
Kanun koyucu, çevre ve insan sağlığı açısından tehlike oluşturan durumlarda yalnızca ceza verilmesini değil, gerektiğinde faaliyetlerin durdurulmasını da öngörmüştür.
Çünkü yaşam hakkı, ticari faaliyetten önce gelir. İnsan sağlığı, üretim rakamlarından önce gelir. Temiz su hakkı, hiçbir ekonomik gerekçeye feda edilemez.
Üstelik bu konuda yalnızca vatandaşların değerlendirmesi de bulunmamaktadır.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi, Gerede Çayı’ndaki kirlilik nedeniyle yapılan başvurularda, idarenin çevreye zarar vermeyecek değerlere ulaşılıncaya kadar üretimin durdurulmasına yönelik talepleri esaslı biçimde incelemek zorunda olduğunu açıkça ortaya koymuştur.
Dolayısıyla mesele birkaç vatandaşın şikâyeti olmaktan çıkmış; yargı kararlarına konu olmuş ciddi bir çevre sorunu haline gelmiştir.
Bizler sanayiye karşı değiliz.
”Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu ve bölge halkı olarak, sanayiye ve üretime karşı olmadığımızı her fırsatta yineliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin yasalarına uygun, çevreye duyarlı ve doğaya saygılı her işletme bizim baş tacımızdır.
Ancak hiçbir ekonomik kazanç; insan sağlığından, temiz su kaynaklarından, canlı yaşamından ve gelecek nesillerin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkından daha değerli değildir.
Bugün 288 kilometrelik Gerede Çayı Havzası boyunca yaşayan halk, masa başında yapılan açıklamaları değil; suyundaki, toprağındaki ve yaşamındaki acı gerçeği bizzat deneyimlemektedir.
Atıkların herhangi bir arıtma işlemine tabi tutulmaksızın yalnızca bilinen deşarj noktalarından değil, İmreşe Köyü Deresi gibi kaçak deşarj güzergâhları üzerinden de Gerede Çayı’nı besleyen su kaynaklarına bırakılması, çevresel kirliliğin artık tahammül sınırlarını aştığını ve sorunun ciddi ölçüde kontrolden çıktığını göstermektedir. Bir bölge kontrol altına alınmaya çalışılırken, başka bir lokasyondan kaçak deşarjların yapıldığına artık bizzat tanık oluyoruz. Bu dosya büyük bir dosya haline gelmiştir.
Artık çok net bir şekilde anlaşılmıştır ki; hem kirletenler hem de bu süreci denetlemekle yükümlü olanlar görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmemektedir.
Bu vurdumduymazlık nedeniyle bölge halkı, astım ve diğer solunum yolu hastalıkları ile kanser riski endişesi içinde yaşamaya zorlanmakta; hayvanlarının telef olması ve tarımsal üretimin olumsuz etkilenmesi karşısında çaresiz bırakılmaktadır.
Anayasa’nın 56. maddesi devletimize ve vatandaşlara; çevreyi geliştirme, çevre kirliliğini önleme ve halk sağlığını koruma ödevi vermiştir. Bizler anayasamızın bize verdiği sorumluluğu alırken, devlet yetkililerimizin de aynı sorumlulukla hareket etmesini; yaşam alanlarımızın kirletilmesine derhal son verilmesini talep ediyoruz.
Ve kamuoyu adına bir kez daha soruyoruz: Bu kirliliğe ve bu kanun tanımaz sorumsuzluğa daha ne kadar göz yumulacaktır?”
Çevreyi kirletenlerin bu sorumsuzluklarının bedelini köylülerin, çiftçilerin, çocukların ve gelecek nesillerin ödemesini kabul etmiyoruz.
Bu nedenle kamuoyu adına bir kez daha soruyoruz:
Bölge halkı artık yeni rakamlar duymak istemiyor. Yeni ceza miktarları öğrenmek istemiyor. Yeni açıklamalar okumak istemiyor.
Bölge halkı artık tek bir şey görmek istiyor: Temiz akan bir Gerede Çayı!
Çünkü mesele yalnızca bir çevre meselesi değildir. Mesele çocuklarımızın sağlığıdır. Mesele köylünün toprağıdır. Mesele çiftçinin üretimidir. Mesele bir havzanın ve bir yaşamın geleceğidir.
Ve artık herkes aynı soruyu sormaktadır:
Gerede Çayı’ndaki bu kirlilik ne zaman gerçekten sona erecek!
GEREDE ÇAYI TEMİZ AKSIN PLATFORMU (GEÇTAP)“

GENEL
09 Haziran 2026GENEL
09 Haziran 2026GENEL
09 Haziran 2026GENEL
09 Haziran 2026GENEL
09 Haziran 2026GENEL
09 Haziran 2026GENEL
09 Haziran 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.